Fiillerin Yapı Özelliği: Geçmişten Günümüze Türkçede Eylemin İzleri
Cinefilm okurlarına özel hazırlanan bu metin, Fiillerin yapı özelliği nedir konusunda pratik bir rehber sunuyor.
Geçmişe baktığımızda yalnızca insanların ne yaptığını değil, o eylemleri hangi kelimelerle anlatmayı seçtiğini de görürüz; bu yüzden bir fiilin yapısını anlamak, bugünkü dilimizi ve düşünme biçimimizi anlamanın küçük ama güçlü yollarından biridir.
Türkçede fiillerin yapı özelliği, fiillerin kök ve gövdelerinin nasıl oluştuğunu gösterir. Geleneksel sınıflandırmada fiiller basit, türemiş ve birleşik fiiller olmak üzere üç ana grupta ele alınır. Türk Dil Kurumunun tarihî Türk dili çalışmalarında da bu üçlü yapı sınıflandırmasının temel bir yaklaşım olduğu görülür. Türk Dil Kurumu+1
Ancak bu sınıflandırma yalnızca okul dil bilgisinin konusu değildir. Fiillerin tarih boyunca geçirdiği değişimler; toplumsal hayatı, kültürel temasları ve Türkçenin farklı dönemlerdeki dönüşümünü de görünür kılar.
Orhun Yazıtlarından Başlayan Yol
Türkçenin tarihî seyri açısından elimizdeki en önemli erken belgelerden biri Orhun Yazıtlarıdır. Göktürk dönemine ait bu yazıtlar, Türkçenin yazılı geçmişini takip edebilmemiz açısından temel kaynaklardandır. Araştırmalar, bu dönemde fiilimsilerin ve fiil yapılarının oldukça işlek olduğunu göstermektedir. DergiPark
Yazıtlarda devlet, savaş, yönetim ve toplum ilişkileri etrafında yoğunlaşan eylemler dikkat çeker. Bu durum tesadüf değildir. Bir toplumun tarihî belgelerinde hangi fiillerin öne çıktığı, o toplumun hangi meseleleri önemsediklerine dair ipuçları verebilir.
Basit yapıdaki al-, bar-, kel-, tur-, ur- gibi fiiller, sonraki dönemlerde de farklı biçim ve anlamlarla yaşamaya devam etmiştir. Burada önemli olan yalnızca kelimenin korunması değil, kullanım alanının değişmesidir.
Fiilin Tarihî Bir Tanıklığı
Örneğin günümüzde de kullandığımız aç- fiili, Eski Türkçeden itibaren izlenebilen güçlü bir örnektir. Araştırmalar, aç- fiilinin zaman içerisinde “açmak” anlamının ötesine geçerek konuşmak, dinlemek, bakmak, yemek ve fethetmek gibi farklı bağlamlarda kullanıldığını ortaya koymaktadır. DergiPark
Bu değişim bize önemli bir şey söyler: Fiiller yalnızca dil bilgisel yapılar değil, kültürel hafızanın taşıyıcılarıdır.
Karahanlı Dönemi: Dilin Belgelenmeye Başlaması
11. yüzyıla gelindiğinde Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânü Lugāti’t-Türk’ü, Türkçenin tarihî yapısını gözlemleyebildiğimiz eşsiz kaynaklardan biri hâline gelir. Kâşgarlı eseri 1072-1074 yılları arasında hazırlamış ve Türkçe kelimeleri Arapça açıklamalarla kaydetmiştir. Üstelik fiilleri de çeşitli biçimleriyle göstermiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi
Dîvân’da al-, bar-, bir-, bol-, kel-, kıl-, tur- gibi fiillerin yanı sıra bunların farklı lehçelerdeki kullanımlarına ilişkin örnekler bulunur. Kaynaklarda Kâşgarlı’nın fiilleri çekimli biçimleri, mastarları ve geniş zaman biçimleriyle ele aldığı belirtilir. Yeşil Kayın+1
Bu noktada tarihsel bir soru ortaya çıkar: Bir kelimenin farklı topluluklarda farklı biçimlerde söylenmesi, dilin bozulduğunu mu gösterir, yoksa tam tersine canlılığını mı?
Bence tarihsel veriler ikinci ihtimali destekler. Dil değiştikçe toplum değişir; toplum değiştikçe aynı eylemi anlatmanın yolları da çeşitlenir.
Basit Fiilden Türemiş Fiile: Anlamın Genişlemesi
Basit fiiller, yapım eki almamış fiillerdir. Gel-, git-, gör-, yaz- gibi kökler buna örnek gösterilebilir. Çekim ekleri almaları onların yapı bakımından basit olma özelliğini değiştirmez.
Buna karşılık türemiş fiiller, isim veya fiil köklerine yapım ekleri getirilmesiyle oluşur. Göz-le-, baş-la-, azal-, sev-in- gibi örneklerde yeni bir fiil gövdesi meydana gelir. Türkçenin tarihî dönemleri incelendiğinde fiil türetme eklerinin anlam üretme bakımından oldukça işlek olduğu görülür. Türk Dil Kurumu+1
Bu durum toplumsal değişimle de ilişkilidir. Yeni bir kavram, nesne veya davranış ortaya çıktığında dilin onu karşılayacak yeni fiiller üretmesi gerekir.
Orta Türkçeden Osmanlı Dünyasına: Birleşme ve Çeşitlenme
Türkçenin sonraki dönemlerinde fiil yapıları daha da çeşitlenir. Birleşik fiiller, iki veya daha fazla unsurun bir araya gelmesiyle yeni bir eylem anlamı oluşturur. Yardım etmek, kabul etmek, fark etmek gibi yapılar yardımcı fiillerle kurulan örneklerdir. Türk Dil Kurumu
Bunun yanında anlamca kaynaşmış ve kurallı birleşik fiiller de gelişmiştir. Dil bilgisi çalışmalarında bu yapıların Türkçenin tarihî dönemlerinde farklı yardımcı fiiller aracılığıyla üretildiği görülmektedir. Örneğin Tarihî Kırım Türkçesi üzerine yapılan kapsamlı bir çalışmada yüzlerce birleşik fiil tespit edilmiştir. Türk Dil Kurumu
Burada tarih ile dil arasındaki bağ yeniden belirginleşir. Farklı kültürlerle temas, yeni yönetim biçimleri, dinî değişimler ve edebî gelenekler yalnızca kelime hazinesini değil, fiil kurma biçimlerini de etkileyebilir.
Bugünün Türkçesine Uzanan Tarih
Modern Türkiye Türkçesinde basit, türemiş ve birleşik fiiller şeklindeki sınıflandırma hâlâ temel açıklama biçimlerinden biridir. Ancak günümüzde dil araştırmaları, fiilleri yalnızca biçimlerine göre değil; anlam, söz dizimi, çatı ve kullanım bağlamlarına göre de değerlendirmektedir. Türk Dil Kurumu
Örneğin tarih boyunca bazı fiiller tamamen kaybolurken bazıları anlam değiştirerek yaşamaya devam etmiştir. Tıd- fiili bunun dikkat çekici örneklerinden biridir. Eski Türkçede “engel olmak, yasaklamak” gibi anlamlarda kullanılan bu fiil, sonraki dönemlerde giderek kullanım alanını kaybetmiş ve Türkiye Türkçesinde standart yazı dilinden çekilmiştir. DergiPark
Bu bize bugünün dilinin aslında uzun bir seçimin sonucu olduğunu hatırlatır. Şu anda doğal ve sıradan gördüğümüz her fiil, geçmişte başka biçimlerde kullanılmış; bazıları unutulmuş, bazıları ise yeni anlamlar kazanmıştır.
Cinefilm olarak Fiillerin yapı özelliği nedir konusunda yararlı bir çerçeve sunduğumuzu umuyoruz.
Geçmişi Anlamak, Bugünü Yorumlamak
Fiillerin yapı özelliğini tarihsel perspektiften ele aldığımızda, dil bilgisinin ezberlenmesi gereken kuru kurallardan ibaret olmadığını fark ederiz. Basit fiil, geçmişten taşınan bir kök olabilir; türemiş fiil, toplumun yeni anlamlar üretme ihtiyacını gösterebilir; birleşik fiil ise farklı kelimelerin ve kültürel etkilerin buluşmasını yansıtabilir.
Belki de bugün kullandığımız “değişmek”, “dönüşmek”, “uyum sağlamak” gibi fiillere biraz daha dikkatle bakmalıyız. Gelecek yüzyıllarda bugünün Türkçesini inceleyen biri, bizim hangi fiilleri sık kullandığımızdan nasıl bir toplum olduğumuz hakkında ne çıkaracak?
Kişisel olarak dil tarihinin en etkileyici tarafı burada ortaya çıkıyor: Geçmişin insanları da dünyayı anlamlandırmak için eylemleri adlandırmak zorundaydı; biz de aynı şeyi yapıyoruz. Değişen yalnızca kelimeler değil, onların arkasındaki dünyadır.
Bugünün dilini anlamak için geçmişe dönüp bakmak bu nedenle nostaljik bir uğraş değildir. Aksine, kullandığımız her fiilin ardında bir zamanlar yaşanmış toplumsal deneyimlerin bulunduğunu hatırlamaktır. Dün “yaptı”, “gitti”, “geldi” diyen insanlarla bugün aynı temel fiilleri kullanan bizler arasında yüzyılları aşan sessiz bir bağ vardır.