Günlük İş Ne Demek? Gücün, Kurumların ve Vatandaşlığın Görünmez Ritüeli Bir siyaset bilimci için “günlük iş”, yalnızca ekonomik bir faaliyetin değil, iktidarın mikro düzeyde yeniden üretiminin bir sahnesidir. Her sabah aynı saatte kalkmak, işe gitmek, görevleri yerine getirmek… tüm bu rutinler yalnızca bireyin yaşamını düzenlemez; aynı zamanda toplumsal düzenin devamlılığını sağlar. Ancak bu düzenin kimin çıkarına işlediği, kimlerin görünmez kıldığı bir emeğin arkasında kaldığı sorusu, siyasetin tam merkezinde yer alır. Güç İlişkileri: Rutin mi, Disiplin mi? Günlük iş denildiğinde çoğumuzun aklına maaş, görev tanımı ya da ofis gelir. Fakat siyaset biliminin bakış açısından, bu basit görünen eylemler güç ilişkilerinin en…
6 YorumEtiket: bir
Güngören Nereye Bağlıydı? Öğrenmenin Coğrafyası Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci için her şey öğrenmeyle başlar — bir şehrin tarihi, bir bireyin kimliği, bir toplumun hafızası… “Güngören nereye bağlıydı?” gibi basit görünen bir soru bile, öğrenmenin dönüştürücü gücünü anlamamız için mükemmel bir fırsat olabilir. Çünkü bu soru sadece bir yerin idari geçmişini değil, aynı zamanda bireylerin bilgiye yaklaşım biçimini, öğrenme merakını ve tarihsel farkındalığını ortaya çıkarır. Öğrenme, Coğrafyadan Fazlasıdır: Güngören Üzerinden Bir Bilinç İnşası Güngören bugün İstanbul’a bağlı bir ilçe olarak bilinir. Ancak geçmişte Bakırköy’e bağlı bir semt idi. 1992 yılında ilçe statüsü kazandı ve bu idari değişim, yalnızca bir…
8 YorumToplumun Fay Hatları: Gümüşhane Üzerinden Sosyolojik Bir Okuma Toplumsal yapılar, tıpkı yerkabuğu gibi, derinlerde biriken enerjilerin zamanla yüzeye çıktığı dinamik sistemlerdir. Bir sosyolog olarak gözlemim şudur: insan toplulukları da tıpkı fay hatları gibi sürekli bir gerilim, uyum ve dönüşüm hâlindedir. Bu yüzden “Gümüşhane hangi fay hattı üzerinde?” sorusu yalnızca jeolojik bir merak değil, aynı zamanda toplumsal bir metafor olarak da değerlendirilebilir. Çünkü bazen bir toplumun altındaki “sarsıntılar”, depremlerden çok daha derin etkiler yaratır. Gümüşhane Hangi Fay Hattı Üzerinde? Sosyolojik Bir Yaklaşım Jeolojik olarak Gümüşhane, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na (KAF) oldukça yakın bir konumda yer alır. Bu hat, Türkiye’nin en aktif…
8 YorumKapris Nasıl Yazılır TDK? (Küresel ve Yerel Perspektiflerden Derinlemesine Bir Bakış) Bazı kelimeler vardır, sadece harflerin yan yana gelmiş hâli değil; insan hâllerinin, duygularının, kültürlerinin yansımasıdır. “Kapris” tam da onlardan biri. Hepimiz hayatımızın bir noktasında bu kelimeyle tanışırız: bir arkadaşımızın küçük huysuzluğu, bir çocuğun tatlı inadı ya da bir sevgilinin beklenmedik isteği… Ama bu kadar tanıdık bir kelimenin yazımında bile çoğu kişi tereddüt eder. “Kapris” mi, “Kapriss” mi, yoksa başka bir şekilde mi yazılır? Gelin bu kelimeyi sadece TDK penceresinden değil, dünyanın farklı köşelerinden ve kültürel derinliklerden de inceleyelim. TDK’ya Göre Doğru Yazımı: “Kapris” Önce en temel noktayı netleştirelim: Türk…
6 YorumKan Rengi Ne Renk? – Kırmızının 50 Tonu ve İnsanlığın En Tuhaf Sorusu Dostlar, dürüst olalım… Hayatta bazı sorular vardır ki insanı felsefi düşüncelere sürükler: “Evrenin sonu var mı?”, “Kediler neden gece 3’te koşar?” ve tabii ki “Kan rengi ne renk?” 🤔 İlk bakışta komik gibi durabilir ama işin içine girince renk paletiyle boğuşan ressamdan, biyoloji meraklısına kadar herkesin kafasını kurcalamış bir meseledir bu. Erkekler hemen çözüm odaklı yaklaşır: “Kırmızı kardeşim, ne olacak başka?” Kadınlar ise empatiyle yaklaşır: “Ama güneş ışığında farklı, damarda farklı, oksijenle buluşunca bambaşka…” İşte biz bugün bu meseleyi hem stratejik hem duygusal hem de komik bir…
4 YorumGörkem Hangi Dilden? Toplumsal Yapı, Cinsiyet Rolleri ve Kültürel Duyarlılıklar Üzerine Bir Sosyolojik Okuma Bir araştırmacı olarak toplumun içinde dolaşırken hep aynı soruyla karşılaşıyorum: İnsan, içinde yaşadığı kültürün diliyle mi düşünür, yoksa dil mi insanı biçimlendirir? İşte bu sorunun küçük ama anlamlı bir yansıması, “Görkem hangi dilden?” sorusudur. Çünkü bir kelimenin kökeni sadece dilbilgisel bir bilgi değil; aynı zamanda bir toplumsal aynadır. “Görkem” kelimesi, Türkçenin derin köklerinden yükselen, anlam olarak “ihtişam”, “parlaklık”, “güzellik” gibi değerleri taşıyan bir sözcüktür. Ancak onu ilginç kılan şey, dilsel kökeninden çok, toplumsal anlamlarının ve cinsiyet rollerinin gölgesinde aldığı biçimdir. Görkem’in Dilsel Kökeni: Eski Türkçeden Günümüze…
8 YorumGörgülü Eş Anlamlısı Nedir? Tarihsel Bir Perspektiften İnceliyoruz Bir tarihçi olarak, geçmişin insan davranışlarına ve toplumların biçimlenişine nasıl yön verdiğini incelerken en çok dikkatimi çeken kavramlardan biri “görgü” olmuştur. Görgü, yalnızca bireyin nezaketini değil, aynı zamanda toplumun ahlaki omurgasını da yansıtır. Peki, görgülü kelimesinin derin anlamı nedir ve hangi kelimelerle eş anlam taşır? Bu soruya yanıt ararken, yalnızca dilin değil, kültürün ve tarihin de izini sürmek gerekir. Görgünün Tarihsel Kökleri: Medeniyetin Sessiz Dili İnsanoğlunun yerleşik hayata geçişiyle birlikte toplumsal kurallar ve davranış biçimleri şekillenmeye başladı. İlk şehir devletlerinde bile, bireylerin birbirine karşı saygılı, ölçülü ve nezaketli davranması bir “medeniyet göstergesi”…
8 YorumGravür Baskı Nasıl Yapılır? Toplumsal İzlerin Yüzeye Kazındığı Bir Sanat Bir Sosyoloğun Gözünden: İz Bırakmanın Toplumsal Anlamı Toplumları anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, her insan davranışında bir kültürel iz ararım. Bireyler, farkında olmadan yaşadıkları dönemin değerlerini, normlarını ve kimliklerini yeniden üretirler. Gravür baskı da, yüzeydeki bir sanat eylemi gibi görünse de, aslında toplumsal yapının derin izlerini taşır. Çünkü her kazı, sadece bir desen değil, bir dönemin ruhunu, bir kültürün bakışını, bir topluluğun değerlerini yansıtır. Bu yazıda “Gravür baskı nasıl yapılır?” sorusunu yalnızca teknik bir süreç olarak değil, sosyolojik bir metafor olarak ele alacağız. Çünkü kazıma eylemi, tıpkı toplumsal yaşam gibi;…
6 YorumBakara Suresi 22. Ayette Ne Anlatılıyor? — Öğrenmenin İlahi Derinliği Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci için öğrenme, sadece bilgi edinme değil; bir varoluş biçimidir. Her yeni bilgi, insanın kendini ve evreni yeniden anlamlandırma çabasıdır. Öğrenmenin dönüştürücü gücü, bireyin iç dünyasında yankılanan bir ilhamla başlar. Tıpkı bir tohumun toprakla buluşması gibi, bilginin kalpte kök salması da sabır, farkındalık ve anlamla mümkündür. İşte tam da bu noktada, Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi 22. ayeti, sadece bir inanç çağrısı değil, aynı zamanda insanın öğrenme sürecine yön veren derin bir pedagojik mesaj taşır. Bakara Suresi 22. Ayet: Yaratılış ve Bilinç Arasındaki Köprü Ayetin meali…
4 YorumYüz Kırışıklığına Evde Ne İyi Gelir? Ekonomik Bir Perspektiften Bakış Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları Üzerine Düşünen Bir Ekonomist Her gün gözlerimizi açar açmaz, karşılaştığımız ilk şey yansımalardır. Ayna, bizlere bir gün daha yaşadığımızı, zamanın nasıl hızla geçtiğini hatırlatır. Yüzümüzdeki kırışıklıklar ise bu sürecin somut izleridir. Peki, bu kırışıklıklar sadece biyolojik bir gerçeklik mi? Yoksa daha derin bir ekonomik dinamiğin yansıması mı? Ekonomi, kaynakların sınırlılığı ve bu sınırlı kaynaklarla nasıl kararlar alındığı üzerine inşa edilmiştir. Yüz kırışıklıklarına karşı evde alabileceğimiz önlemler de bir ekonomik seçimdir. Bu seçimler, sadece bireysel değil, toplumsal refahı da etkileyebilir. İnsanlar, yaşlanma sürecini yavaşlatmaya çalışırken, sağlık…
6 Yorum