Allah Uzayı Kaç Günde Yarattı? Eğlenceli ve Derin Bir Keşif
Şimdi, durup dururken, “Allah uzayı kaç günde yarattı?” diye merak etmek biraz garip olabilir, değil mi? Ama bir yandan da insanın aklına takılmadan edemediği bir soru. Neyse ki, ben tam da böyle sorularla vakit geçiren, gündelik hayatta “uzaya da mı geliyorum şimdi?” diye sorgulayan bir tipim. İzmir’de 25 yaşında, içten içe her şeyi fazla düşünen bir gencim. Arkadaşlarım sürekli espri yapmamla dalga geçse de, bu tür sorular tam da içimdeki felsefeciyle bir araya geldiği anlarda başlıyor.
Açıkçası, bu yazıyı yazarken bir yanda Allah’ın uzayı yaratma hızını, diğer yanda ise hayatı çok sorgulamamdan doğan iç sesimi dinliyorum. Gelin, bu soruyu bir eğlenceli bir şekilde tartışalım, ama tabii ki “çok da derine inmeye” çalışmadan.
İlk Gün: “Işıklar Yandı, Her Şey Başladı” (Evet, 24 Saatte!)
Herkesin bildiği gibi, Allah, uzayı yaratırken bir planı vardı. Ve o plan kesinlikle ne hızlı ne de yavaş bir şekilde yapılmadı. Kafamızda bir şey var ya, “24 saat işin en hızlı şekli olur,” diye. Hani biz bir gün içinde bir ton iş yapıp “vay be ne kadar verimli bir günüm oldu” deriz ya, işte Allah da tam bu mantıkla işini yapmış olabilir.
Ama tabii, Allah’ın zamanını biz nasıl ölçebiliriz ki? İnsan olarak takıldığımız nokta burası. Allah’ın zamanla ne alakası var? Bir günde neler yapıldığını incelemek, insanın gerçekten evreni ve zamanı sorgulamasına neden olabiliyor.
İçimdeki esprili taraf devreye giriyor: “Ya, acaba Allah uzayı yaratırken, ‘Tamam işte, bu kadarı yeterli, şimdi biraz dinleneyim’ demiş midir?” Aslında, uzayı bir anda yaratmak yerine her aşamada farklı bir düşünceyle ilerlemiş olabilir. Kimi gün sadece ışığı yaratmış, diğer gün gezegenleri yerleştirmiştir, kim bilir?
İkinci Gün: Dağlar, Denizler… Ve Her Şey O Kadar Yavaş Ki!
Düşünsenize, Allah uzayı yaratırken bir gün “dağlar, denizler” derken, bir bakıyor ki diğer gezegenler de araya girmiş. Kendi kendime şöyle söylüyorum: “Ya bir saniye, Allah burada ne kadar acele etmiyor ki?” Neredeyse her şeyin başı ve sonu olan bir evren yaratmak, her şeyin yolunda gitmesi için çok titizlik gerektiren bir şey olmalı.
Ama işte tam o anda, içinizdeki aşırı sorgulayan insan tarafı devreye giriyor: “Acaba Allah uzayı yaratırken güneşin etrafındaki döngüyü 3 kez mi düşündü?” Her şeyin bir zamanlaması olduğu kesin. Her şeyin yerli yerinde olması gerektiğini bilen Allah, belki de sabırlı bir şekilde planını oluşturmuş. İnsan bazen hızlı sonuçlar almayı beklerken, zamanın bir kavram olarak geçişini sorgulamak zorunda kalıyor.
Üçüncü Gün: “Neyse ki Yavaşça Gittikçe Derinleşiyoruz”
İçimdeki insan tarafı artık biraz daha sakinleşiyor. Hani her şeyi açıklığa kavuşturma takıntımın biraz kenara bırakılması gerektiğini fark ediyorum. Uzay yaratma konusunda Allah’ın tam olarak ne düşündüğünü kestiremiyorum ama belki de Allah’ın gücü, yaratma sürecini yavaşça ama kesinlikle olgunlaştırarak ilerlemekti.
O an şu iç konuşmalar başlıyor:
– “Ya ben de sormadım Allah’a, ama bu kadar ince işçilikle uzayı nasıl yarattığını bilemiyorum…”
– “Aynen öyle, Allah’ın hızına yetişmek ne mümkün!”
– “Zaten bu kadar mükemmel bir tasarım, hızlıca yapılmış olamaz.”
Yavaşça ilerleyen yaratılış süreci, derin anlamların oluşmasını sağlayan bir şey. Her günün ardında bir strateji, bir düşünce ve bir anlam yatıyor. O yüzden Allah’ın uzayı ne kadar zamanda yarattığı sorusunun cevabı, sadece bizim zaman kavramımıza sığmaz.
İçimdeki “Her Şeyin Zamanı Var” Tarafı
Bir mühendis gibi düşündüğümde, her şeyin bir tasarım ve plan dahilinde yapıldığını fark ediyorum. Ama işte tam o noktada, içimdeki “her şeyin zamanı var” felsefesi devreye giriyor. Allah, uzayı yaratırken kesinlikle acele etmemiştir. Zaman, her şeyin doğru sırayla olabilmesi için gereklidir. Her yıldızın yerini belirlemek, her gezegenin hareketini kurmak… bunların hepsi bir zaman diliminde doğru biçimde yapılması gereken işler.
Bir de şöyle diyorum: “Peki, Allah 7 günde yarattıysa, biz neden hala 5 dakika beklemekte bu kadar zorlanıyoruz?” Bir kuyrukta beklerken sinirlenmek, trafiğe takılınca “kızacak mıyım, yoksa sabır mı göstereceğim?” diye düşünmek, insanın içsel çatışmasına yol açıyor. Ama işte Allah, bu kadar devasa bir evreni 7 günde yaratırken, zaman kavramını farklı bir biçimde deneyimledi.
Sonuç: Allah’ın Zamanı ve Bizim Zamanımız
Sonuç olarak, “Allah uzayı kaç günde yarattı?” sorusunun cevabını vermek aslında çok da kolay değil. Zaman, Allah için çok farklı bir şey olabilir. O, evreni yaratırken belki de “hemen ve şimdi” düşüncesini değil, sabır ve olgunlaşma düşüncesini öne çıkarmış olabilir. İçimdeki sorgulayan taraf bazen bu tür soruları bir an önce çözmek isterken, Allah’ın yaratma süreci bize aslında ne kadar derin düşündürmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Bu sorunun cevabını tam olarak bulamasak da, Allah’ın uzayı yaratırken verdiği mesajlar, her şeyi bir plan ve düzene oturtmakla ilgili. Ve bence en önemli şey, bizlerin de bu düzene uymaya çalışmamız.
O yüzden, sırf bu soruyu merak ettiğiniz için bile biraz gülümsemek iyi olur. Allah zamanında bir şey yaratmış ve biz de zamanla bu soruyu daha iyi anlayacağız.