Hoş geldiniz! Bu yazıda Cinefilm olarak Tett geçen ürün kullanılır mı hakkında merak edilenleri toparladık.
Mutfak dolabında bekleyen bir paketi elimize alıp üzerindeki tarihin geçtiğini gördüğümüzde ne yaparız? Bazılarımız hiç düşünmeden ürünü çöpe atarken bazılarımız kokusuna, görünümüne ve saklama koşullarına bakarak karar vermeye çalışır. Bu farklılıklar yalnızca kişisel tercihlerimizden mi kaynaklanır, yoksa içinde yaşadığımız toplumun alışkanlıkları, ekonomik koşulları ve kültürel değerleri de kararlarımızı etkiler mi?
TETT geçen ürün kullanılır mı? sorusu, gıda güvenliğinin yanında tüketim kültürünü, aile alışkanlıklarını, ekonomik eşitsizlikleri ve toplumsal sorumluluğu da anlamamıza yardımcı olur. Çünkü bir ürünün atılıp atılmaması, kimi zaman bireyin bütçesiyle kimi zaman da toplumun israf anlayışıyla yakından ilişkilidir.
TETT, Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ifadesinin kısaltmasıdır. Bir gıdanın uygun koşullarda saklandığında belirli özelliklerini, özellikle tat, koku ve doku gibi kalite niteliklerini korumasının beklendiği tarihi belirtir.
TETT ile son tüketim tarihi (STT) aynı anlama gelmez. TETT daha çok kaliteyle, STT ise gıda güvenliğiyle ilgilidir.
TETT’si geçmiş bir ürün, yalnızca tarih geçtiği için otomatik olarak tüketilemez ya da kesinlikle tüketilmemelidir şeklinde değerlendirilemez. Ürünün türü, ambalajının durumu ve saklama koşulları dikkate alınmalıdır. Uygun koşullarda muhafaza edilmiş bazı dayanıklı gıdalar, TETT geçtikten sonra da kabul edilebilir kalitede olabilir.
Bununla birlikte, TETT’nin geçmiş olması her ürünün güvenli olduğu anlamına gelmez. Ambalajı hasarlı, şişmiş, sızdırmış veya uygun olmayan koşullarda saklanmış ürünler risk oluşturabilir. Ayrıca görünüşü ve kokusu normal olan bir gıda da hastalık yapıcı mikroorganizmalar içerebilir.
Özellikle et, balık, süt ürünleri ve hazır tüketilen hassas gıdalarda ürünün üzerindeki tarih türüne dikkat edilmelidir. STT geçmiş gıdalar tüketilmemelidir.
Toplumsal normlar, hangi davranışların doğru veya yanlış kabul edildiğini belirleyen ortak beklentilerdir. Bazı ailelerde son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin hemen tüketilmesi öğütlenirken bazı ailelerde tarih geçen her ürünün atılması gerektiği düşünülür.
Bu farklılıklar, çocukluk döneminde öğrenilen alışkanlıklarla da ilişkilidir. Kıtlık yaşamış kuşaklar yiyeceği değerlendirmeye daha fazla önem verebilirken tüketim seçeneklerinin bol olduğu ortamlarda yetişen kişiler tarihe daha katı yaklaşabilir. Ancak bunlar kesin kurallar değil, toplumsal koşullara göre değişebilen eğilimlerdir.
Bir evde ekmeğin bayatlamadan tüketilmesi, kalan yemeğin değerlendirilmesi veya ürünlerin tarihinin düzenli kontrol edilmesi yalnızca mutfak alışkanlığı değildir. Bunlar, aile üyelerinin kaynaklara ve emeğe nasıl değer verdiğini de gösterir.
Burada önemli olan, israfı önlemeye çalışırken gıda güvenliğini ikinci plana atmamak ve farklı ailelerin ekonomik koşullarını yargılamamaktır.
Gıda alışverişi, yemek hazırlama, buzdolabını düzenleme ve ürünlerin tarihlerini kontrol etme işleri birçok toplumda geleneksel olarak kadınların sorumluluğu kabul edilmiştir. Bu durum, ev içindeki görünmeyen emeğin toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkisini ortaya koyar.
Bir evde TETT kontrolünün yalnızca tek bir kişinin sorumluluğunda olması, hem iş yükünü artırabilir hem de gıda israfının nedenlerini yanlış değerlendirmeye yol açabilir. Oysa alışveriş planlaması, saklama koşulları ve tüketim takibi bütün aile üyelerinin paylaşabileceği sorumluluklardır.
Toplumsal adalet, güvenli gıdaya erişimin ve ev içindeki sorumlulukların daha dengeli paylaşılmasının önemini hatırlatır.
Ekonomik durumu iyi olan bir tüketici, tarihi geçmiş bir ürünü değerlendirmeden atmayı kolaylıkla tercih edebilir. Bütçesi sınırlı bir aile ise aynı kararı verirken ürünün maliyetini, yerine yenisini alma imkânını ve hanedeki diğer ihtiyaçları düşünmek zorunda kalabilir.
Bu farklılık,
kavramının günlük yaşamdaki görünümüdür. Gıda güvenliği konusunda aynı kurallar herkes için geçerli olsa da insanların bu kuralları uygulayabilecek ekonomik imkânları aynı değildir.
Bununla birlikte, ekonomik güçlük yaşayan kişilerin riskli gıdaları tüketmek zorunda kalması normalleştirilmemelidir. Asıl amaç, insanları güvenli olmayan ürünleri kullanmaya yönlendirmek değil, güvenli ve besleyici gıdaya erişimi kolaylaştırmaktır.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2024 tarihli Food Waste Index Report raporuna göre 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 1,05 milyar ton gıda, perakende, yiyecek hizmetleri ve hane halkı düzeyinde israf edilmiştir. Bu miktar, tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık beşte birine karşılık gelmektedir.
Bu veriler, gıda israfının yalnızca bireysel dikkatsizlikten kaynaklanmadığını gösterir. Satın alma alışkanlıkları, porsiyon büyüklükleri, depolama imkânları, ticari uygulamalar ve tüketim kültürü de sorunun parçalarıdır.
TETT geçen ürünlerin değerlendirilmesi konusunda toplumsal farkındalık oluşturulurken şu uygulamalar önemlidir:
– Alışveriş öncesinde evdeki ürünleri kontrol etmek.
– İhtiyaçtan fazla gıda satın almamak.
– Ürünleri ambalajlarında belirtilen koşullarda saklamak.
– TETT ile STT arasındaki farkı öğrenmek.
– STT geçmiş ürünleri tüketmemek.
– Ambalajı bozulmuş veya saklama koşulları belirsiz gıdalarda risk almamak.
Bu adımlar, hem bütçeyi korumaya hem de gereksiz gıda kaybını azaltmaya yardımcı olabilir.
Yemek, birçok kültürde yalnızca beslenme aracı değil; misafirperverliğin, aile bağlarının ve paylaşmanın da simgesidir. Artan yemekleri değerlendirmek, kışlık gıda hazırlamak veya yiyecekleri komşularla paylaşmak bu kültürel pratiklere örnek verilebilir.
Ancak geleneksel alışkanlıklar her zaman güvenli olmayabilir. Bir ürünün geçmişte benzer koşullarda tüketilmiş olması, bugün de güvenli olduğunu kanıtlamaz. Kültürel deneyimlerin bilimsel gıda güvenliği bilgileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Tüketicilerin tarih etiketlerini doğru yorumlayabilmesi, üreticilerin açık bilgilendirme yapmasına ve kamusal kurumların etkili denetim sağlamasına bağlıdır. Etiketlerin anlaşılır olması, saklama talimatlarının açıkça belirtilmesi ve tüketicilerin yanıltıcı bilgilerden korunması önemlidir.
Burada güç ilişkileri devreye girer: Üretici ve satıcılar ürün hakkında tüketiciden daha fazla bilgiye sahip olabilir. Bu bilgi farkının azaltılması, tüketicinin bilinçli karar vermesini kolaylaştırır.
TETT geçen ürün kullanılır mı sorusunun cevabı, ürünün niteliğine ve saklama koşullarına bağlıdır. Tavsiye edilen tüketim tarihinin geçmesi, bazı dayanıklı gıdalarda öncelikle kalite kaybına işaret edebilir. Ancak bu durum bütün ürünlerin güvenle tüketilebileceği anlamına gelmez. STT geçmiş gıdalar tüketilmemeli, şüpheli ürünlerde risk alınmamalıdır.
Sosyolojik açıdan bakıldığında ise bu konu, bireysel kararların ekonomik koşullardan, aile alışkanlıklarından, cinsiyet rollerinden ve toplumsal normlardan bağımsız olmadığını gösterir. Gıda israfını azaltmak ile gıda güvenliğini korumak birbirine karşıt hedefler değildir. Doğru bilgi, adil erişim ve ortak sorumluluk anlayışıyla ikisi birlikte desteklenebilir.
Peki, sizin yaşadığınız çevrede TETT’si geçen ürünlere nasıl yaklaşılıyor? Ailenizde gıda israfını önlemek için hangi alışkanlıklar var? Sizce ekonomik koşullar insanların gıda güvenliğiyle ilgili kararlarını ne ölçüde etkiliyor?
– Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Food Waste Index Report 2024:
– Türk Gıda Kodeksi, Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme mevzuatı:
– Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), gıdalarda son tüketim tarihi ve tavsiye edilen tüketim tarihi hakkında bilgilendirme:
Cinefilm sayfası olarak Tett geçen ürün kullanılır mı konusunda daha fazla içeriği yakında paylaşacağız.