Onam İlkesi Nedir? Bir Ekonomistin Gözünden
Bazen hayat, çok basit bir kavramı çok karmaşık hale getirme eğiliminde oluyor. Örneğin, “Onam ilkesi” dediğimizde birçoğumuzun aklına, çok teknik ve ciddi bir şey geliyordur. Ama aslında, bu basit bir insan hakları ve etik kuralıdır. Kısacası, “Biri bir şey yapmadan önce, sana ne olacağına dair rızanı almak zorundadır.” Bu kadar net. Şimdi, hep birlikte bu prensibi biraz daha derinlemesine, günlük yaşamdan kesitlerle anlamaya çalışalım.
Onam İlkesi: Bize Ne Anlatıyor?
Bir gün, iş yerinde yeni bir projede veri analizi yapmam istenmişti. “Verilerin ne kadar doğru olduğunu anlamamız gerek,” dedi şefim. “Ama dikkat et, kişisel veriler olmasın.” İlk başta ne demek istediğini tam anlayamamıştım, ama sonra fark ettim: Kişisel verilerin korunması için onam alınması gerekiyordu. Yani, her bir kişiden önce onların iznini almak zorundasınız. Bu, onam ilkesinin ilk adımıydı.
Onam ilkesi, aslında hayatın her anında farkına varabileceğimiz bir şeydir. Birçok durumdayız, birçok ilişki içerisindeyiz, ve bazen fark etmeden başkalarının haklarını ihlal edebiliyoruz. İşte onam ilkesi, “Bu insan ne düşünüyor? Ne hissetiyor?” sorusunu sormamızı zorunlu kılıyor. Hem de sadece hukuki olarak değil, etik açıdan da önemli.
Bir örnek daha vereyim: Çocukken, bazen annemle bir yere gitmem gerekirdi ve “Gitmek istiyor musun?” diye sorardı. Çocuk aklımla, “Evet!” demek kolay olurdu, ama onamın en temel hali bile o zamanlarda bile gizliydi. Herhangi bir şey yapmadan önce rızamı almak, aslında bir insan olarak saygı görmenin temel yollarından biriydi.
Onam İlkesi ve Kişisel Veriler
Onam ilkesini anlamanın en iyi yollarından biri, günümüz dünyasında kişisel verilerle ilgili tartışmalara bakmaktır. Sonuçta veri analisti olarak çalışırken, verilerin gizliliği ve güvenliği konusunda her zaman çok dikkatli oluyorum. Birçok büyük şirket, verilerinizi toplayıp satabiliyor. Peki, buna izin verirken farkında mıyız? Gerçekten onay verdiğimiz şeyin ne olduğunun farkında mıyız?
Birçok ülkede, GDPR (Genel Veri Koruma Yönetmeliği) gibi yasalarla kişisel verilerin korunması sağlanmaya çalışılıyor. Ancak, hala bu konuda eksiklikler olduğunu görmek mümkün. Verilerinizi sağlamak için onam alınıyor, ama ne kadar şeffaf bir şekilde yapılıyor bu işlemler? İşte burada onam ilkesine dayalı büyük bir soru işareti var: Gerçekten neyi kabul ettiğimizi tam olarak anlıyor muyuz?
Geçenlerde, bir arkadaşımın telefonu için bir uygulama yüklemem gerekti. Uygulama açıldığında, ekranın alt kısmında “Verilerinizi toplama izni veriyor musunuz?” gibi bir şey yazıyordu. Arkadaşım, fark etmeden “Evet” dedi. İçimden “Hangi verileri topladığını sormayı unuttuk, değil mi?” diye düşündüm. Gerçekten onam ilkesini doğru bir şekilde uygulamak, yalnızca “evet” demekle bitmiyor. Onam almak, kişinin tüm şartları ve sonuçları anlamasını gerektiriyor.
Onam İlkesi ve Sağlık Alanı
Şimdi biraz daha derin bir konuya geçelim: Sağlık. Bu konuda onam ilkesinin ne kadar önemli olduğunu anlamam, birkaç yıl önce yaşadığım bir olayla gerçekleşti. Ailemden birinin acil bir operasyona girmesi gerekiyordu. Doktorlar, aile fertlerinden birinin rızasını almak zorundaydı. Ameliyat, gerçekten zor bir durumdu ve doktorlar her şeyin sonuçlarını açıkça anlattılar. Fakat onam alınırken tek bir şey gözden kaçtı: Çoğu insan, onam formunu doldururken aslında neyi onayladığının farkında bile olmuyor.
Özellikle sağlık sektöründe onam ilkesinin önemi büyük. Bir hasta, tedaviye başlamadan önce, uygulanacak tüm prosedürler hakkında net bilgi almalı ve tüm riskleri bilmelidir. Sağlık profesyonelleri, hastalarının bilerek ve gönüllü olarak tedaviye başlamasını sağlamalıdır. Eğer hastanın bilmediği bir şey yapılırsa, bu yalnızca hukuki değil, etik açıdan da büyük bir ihlal olur.
İstatistikler de bu konuda oldukça çarpıcı: Bir araştırmaya göre, hastaların yüzde 25’i, tedavi öncesinde doktorlarının kendilerine tam olarak hangi işlemleri yapacağını açıklamadığını belirtiyor. Bu da demektir ki, pek çok kişi onam ilkesini tam anlamadan sağlık hizmetlerine başlıyor.
Onam İlkesi ve Çocuklar
Bir başka önemli alan da çocuklar ve gençlerle ilgili yapılan araştırmalar. Çocuklar, kendilerine sunulan bilgiye ve onama süreçlerine tamamen hakim değillerdir. Bir gün, küçük kuzenimle birlikte bir parkta oynarken, “Bana gel, seninle bir test yapalım mı?” diyen bir reklamcı gördüm. Çocuklardan onam almak, aslında çok ince bir mesele. Çünkü bu süreç, sadece bir şey sormaktan çok daha fazlasıdır; bu, gerçekten çocuğun düşünce biçimini anlamak ve ona göre hareket etmeyi gerektirir.
Birçok çocuk, onların neye onay verdiğini ya da vermediğini anlamayabilir. Bu durumda da onam ilkesini doğru bir şekilde uygulamak daha da karmaşık hale gelir. Yani çocuklar söz konusu olduğunda, onam alırken daha fazla dikkatli olmak gerekiyor.
Sonuç: Onam İlkesi, Saygı ve Etik Üzerine Bir Düşünce
Sonuç olarak, onam ilkesi sadece bir hukuki gereklilik değil; aynı zamanda insan hakları ve etik üzerine de bir düşünme meselesi. Bu ilke, insanlara haklarını, isteklerini, düşüncelerini ve özgür iradelerini tanır. İster sağlık sektöründe olsun, ister günlük yaşamda, doğru onam almak, toplumun güvenini kazanmanın ve saygıyı inşa etmenin temel yollarından biridir.
İstanbul’da veya Ankara’da olalım, bu ilke hayatın her alanında geçerlidir. Bu yüzden her zaman bir şeyi kabul etmeden önce durup düşünmek gerekiyor. Gerçekten neyi kabul ediyoruz? Ne onaylıyoruz? Ve en önemlisi, bizim onayımızı alanlar bu süreçleri etik bir şekilde yürütüyor mu? Onam ilkesi, aslında doğru iletişim ve anlayışa dayalı bir ilişki kurmanın temel taşıdır.